Metris Cezaevi’nde işkence sonuu hayatını kaybeden Engin Çeber olayında 60 kamu görevlisi yargılanacak.
Metris Cezaevi’nde ”işkence” ve ”kötü muamele” sonucu hayatını kaybettiği iddia edilen Engin Çeber’in ölümüne ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma tamamlandı. Başsavcılığın yaklaşık 1 aydır sürdürdüğü soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, jandarma, polis ve cezaevi görevlisi 60 kişinin ”şüpheli” olarak yer aldığı öğrenildi.

Şüphelilerden bazılarının ”işkence” ve ”kötü muamele” gibi suçlardan cezalandırılmasının istendiği iddianamede, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına da atıfta bulunuldu. Toplam 24 sayfadan oluşan iddianamenin, ilgili ağır ceza mahkemesine gönderildiği öğrenildi.

Almanya Kanal 7 INT’in yayın ruhsatını iptal etti.

Almanya’da yayın yapan “Kanal 7 INT” ve “tvt” adlı Türk televizyon kanallarının ülke çapındaki yayın ruhsatının iptal edilmesi kararı alındı.

Eyalet Medya Kurumları Denetim Komisyonu (ZAK) tarafından bugün yapılan açıklamada, merkezi Frankfurt kentinde bulunan “Euro 7 Televizyon ve Pazarlama GmbH” adlı yayın kuruluşunun, yayın haklarıyla ilgili kuralları büyük ölçüde ihlal ettiği bildirildi.

Açıklamada, bu yayın kuruluşunun gelecekte televizyon programlarını ne personel açısından, ne de maddi açıdan yasal kurallara uygun olarak hazırlayabilecek durumda olduğu ifade edildi.

Programların sorumluluğunun artık Almanya’da üstlenilmediği belirtilen açıklamada, bunun yanı sıra eski kuruluş çalışanlarının da hapis cezalarına çarptırıldıkları hatırlatıldı.

ZAK’ın program denetimleri sırasında söz konusu yayın kuruluşlarının Almanya’da yayımladıkları programların Türkiye’deki programlarla büyük ölçüde benzerlik gösterdiği, yayın kuruluşlarının merkezlerine yapılan ziyaretlerde de herhangi bir yöneticiye rastlanmadığı kaydedildi.

Frankfurt’taki denetimler sırasında eski bir kuruluş yöneticisinin de soruşturmalar kapsamında tutuklandığı bildirildi.

Söz konusu yayın kuruluşlarına yayın ruhsatlarının 13 Mart 2007 tarihinde Hessen Eyaleti Medya Kurumu tarafından verilmiş olduğu hatırlatıldı.

Son gaziye devlet töreni

Kasım 14, 2008

105 yaşında vefat eden Kurtuluş Savaşı’nın son gazisi Mustafa Şekip Birgöl’e devlet töreni düzenlendi.
Mustafa Şekip Birgöl, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecek.
Kurtuluş Savaşı’nın son gazisi Mustafa Şekip Birgöl için Meclis’te tören düzenleneceğini açıklayan Meclis Başkanı Köksal Toptan, “TBMM olarak son gaziye Meclis’in varlığına yakışır bir biçimde bir Meclis töreni yapmayı uygun gördük” dedi. Toptan, Birgöl’ün Cuma günü Selimiye Camisi’nde düzenlenecek cenaze törenine de katılacak.

45′inci Alay’dan Piyade Asteğmen rütbesi ile Afyon Cephesi’nde Kurtuluş Savaşı’na katılan Birgöl için Selimiye’deki 1′inci Ordu Komutanlığı Karargahı’nda da özel bir tören yapılacak. Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecek olan Son Gazi’ye yapılacak törene Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları da katılacak.

Birgöl’ün kızı İpek Artunç, Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un 1. Ordu Komutanı olduğu yıllarda babasıyla yakından ilgilendiğini belirterek “Başbuğ Paşa ilgilenmeseydi babamın son gazi olduğu ortaya çıkmayacaktı. Kendisine teşekkür ederim” dedi.

Son gaziye devlet töreni

Kasım 14, 2008

105 yaşında vefat eden Kurtuluş Savaşı’nın son gazisi Mustafa Şekip Birgöl’e devlet töreni düzenlendi.
Mustafa Şekip Birgöl, Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilecek.
Kurtuluş Savaşı’nın son gazisi Mustafa Şekip Birgöl için Meclis’te tören düzenleneceğini açıklayan Meclis Başkanı Köksal Toptan, “TBMM olarak son gaziye Meclis’in varlığına yakışır bir biçimde bir Meclis töreni yapmayı uygun gördük” dedi. Toptan, Birgöl’ün Cuma günü Selimiye Camisi’nde düzenlenecek cenaze törenine de katılacak.

45′inci Alay’dan Piyade Asteğmen rütbesi ile Afyon Cephesi’nde Kurtuluş Savaşı’na katılan Birgöl için Selimiye’deki 1′inci Ordu Komutanlığı Karargahı’nda da özel bir tören yapılacak. Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecek olan Son Gazi’ye yapılacak törene Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları da katılacak.

Birgöl’ün kızı İpek Artunç, Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un 1. Ordu Komutanı olduğu yıllarda babasıyla yakından ilgilendiğini belirterek “Başbuğ Paşa ilgilenmeseydi babamın son gazi olduğu ortaya çıkmayacaktı. Kendisine teşekkür ederim” dedi.

Başbakanlık Sözcüsü Beki, “Başbakanlığın akreditasyon uygulamasıyla ilgili haberler yanlış ve haksızdır” dedi.

Başbakanlık Sözcüsü Akif Beki, yaptığı yazılı açıklamada, uygulanan sistemin, gelişmiş demokrasilerde de kullanılmakta olan bir model olduğunu ifade ederek, ilan edilmiş şeffaf ve objektif kriterlere dayandığını kaydetti.

Açıklamasında, ”Akreditasyon esaslarımız, medya kurumlarına yazılı olarak duyurulduğu gibi internet sitemizde de yer almaktadır” diyen Beki, Basın Konseyi’nin daha önce yazılı açıklamasında önerdiği akreditasyon esaslarıyla Başbakanlıkta başından itibaren uygulanan kriterlerin aynı olduğunu belirtti.

Tek farkın, kural ihlali halinde karar vericinin kim olacağı hususu olduğunu ifade eden Beki, açıklamasında şu hususlara yer verdi:

”Basın Konseyi, kendisi ‘karar verici’ olmak istemektedir. Bu durumda, aynı zihniyete sahip olduğuna göre, dün yaptıkları yazılı açıklamanın muhatabı da en evvel Basın Konseyi Başkanı Sayın Oktay Ekşi’nin kendisi olmaktadır.

Yansıtılanın aksine, yıllardır devam eden uygulamamızda bir değişiklik ya da yenilik söz konusu değildir. Yapılan, pratik ihtiyaçlar üzerine kartların yenilenmesinden ibarettir. Tartışma götürmeyecek bir açıklıkta objektif kriterleri ihlal eden muhabirlerin kartları, sistemin öngördüğü şekilde yenilenmemiştir.

Bu işleme esas teşkil eden haber ve görüntüler de kamuoyu ve/veya ilgili kurum yetkilileriyle zamanında paylaşılmıştır. Dolayısıyla gerekçelerinin bilinmediği iddiası da doğru değildir. Ayrıca, kartı yenilenmeyenlerin yerine kurumları tarafından yeni görevlendirmeler yapılmıştır.

Muhalif ya da eleştirel haberleri sebebiyle söz konusu muhabirlerin kartlarının yenilenmediği iddiası ise tamamen asılsız ve maksatlı bir çarpıtmadır.”

Bir haberin eleştirel ya da muhalif sayılabilmesi için öncelikle gerçek olması gerektiğini vurgulayan Beki, ”Doğru olmayan haber ve fotoğraflar, ne eleştirel ne de muhalif sayılamaz. Bu tür haberler için ancak planlı uydurma ya da düzmece nitelendirmeleri kullanılabilir” görüşünü dile getirdi.

Beki, açıklamasında daha sonra şunları kaydetti:

”Bunlara örnek olarak, Başbakanlık Basın Merkezinde hiç bir zaman yaşanmayan bir hırsızlık olayının ekranlara taşınması, gerçeği güvenlik kamerası görüntüleriyle tespit edilen ‘iftar saatinde korumasız Başbakanlık binası’ fotoğrafları, Sayın Başbakanımız’ın basılı program kitapçığı ve gerçekleşmeleriyle uydurulduğu sabit olan ‘cemaat temsilcileriyle görüşme için program değiştirme’ ya da Türkiye’de bulunduğu ortaya çıkan şahısların yurt dışında Sayın Başbakanımız’la görüştürülmesi türünden haberler gösterilebilir.

Bu haber ve fotoğraflar, eleştirel değil, apaçık uydurma ve düzmecedir; basın meslek ilkelerinin tartışmasız ihlali anlamına gelmektedir.

Basın Konseyi de belirtilen önerilerinde açıkça basın meslek ilkelerinin ihlalinin akreditasyon verilmemesi için haklı ve geçerli bir kriter olduğunu kaydetmiştir.

Kart yenilenmemesini ‘muhalefete tahammülsüzlük’ olarak sunmaya çalışanlar, önce 325 akreditasyon kartının kimlere verildiğine ve hangi kurumlarda çalıştıklarına bakmalıdır. O zaman görülecektir ki bu iddianın sahipleri, en büyük haksızlığı, kurumları tarafından belirlenerek Başbakanlık’ta görevlendirilen ve akreditasyon kartı alan kendi muhabir arkadaşlarına yapmaktadır. O zaman göreceklerdir ki basın meslek ilkelerine uyarak eleştirel haber yapmak mümkündür ve muteberdir. Düzmece haber ve fotoğraf üretmeyi muhaliflik saymak, en önce basın meslek ilkelerine saygılı ve güvenilir habercilere çok büyük bir haksızlık yapmak anlamına gelmektedir.

Kamuoyumuzun bilgi ve dikkatine sunuyoruz.”

Dünya Ekonomik Forumu’nun “kadın-erkek eşitliği” araştırmasında Türkiye 123′üncü sırada yer aldı.
Dünya Ekonomik Forumu tarafından, yıllık olarak yayınlanan kadın-erkek eşitliği raporunda kadınların erkeklerle sağlık ve eğitim, ekonomik güç ve siyasi temsil açısından, hangi ülkede ne kadar eşit olduğu araştırılıyor.

Dört kategoride değerlendirilen cinsiyet eşitliği listesinde, 130 ülke arasında Türkiye; Zambiya, Nijerya, Kenya, Kuveyt, gibi ülkelerin gerisinde, 123′üncü sırada yer aldı.

Raporda ön sıralarda Kuzey Avrupa ülkeleri yer alıyor. İlk dört sırada Norveç, Finlandiya, İsveç ve İzlanda var. Listenin son sıralarını ise Yemen, Çad ve Suudi Arabistan paylaşıyor.

Türkiye 2007 raporunda 121′inci, 2006 raporunda da 105′inci sırada yer alıyordu.

Siirt’in Herekol ve Körkandil dağları bölgesinde terör örgütü PKK’ya yönelik askeri hareketlilik yaşanıyor.
Edinilen bilgiye göre, terör örgütü PKK’nın etkisiz hale getirilmesi amacıyla bölgede operasyonlar devam ederken, Pervari ve Eruh kırsalında da askeri hareketlilik yaşandığı gözlendi. Şırnak, Siirt, Van, Hakkari ve Bitlis bölgesinde yer alan Herekol, Körkandil, Çıra ve Gabar dağları çevresinde güvenlik güçlerince önlemler alındı.

Teröristlerin Irak’a kaçış güzergahı olarak kullandığı mevkilerin kontrol altın alındığı, Mehmetçik’in bölgede mayın arama tarama faaliyetlerini de sürdürdüğü belirtildi.

Cinsel istismara maruz kaldığı iddia edilen B.Çnin babası kızının psikolojik durumunun iyi olmadığını söyledi.

Bursa’nın İnegöl ilçesindeki bir mobilya atölyesinde boyacılık yaparak geçimini sağlayan Bekir Ç., Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez’in 14 yaşındaki kızına cinsel istismarda bulunduğu iddiasının gündeme gelmesinden bugüne kadar geçen süreçte yaşadıklarını anlattı.

Bekir, Ç., “Maddi-manevi her türlü sıkıntıyı çektim. İnegöl’ün içinde gezemez oldum. 2 hafta işe gidemediğim için patronum yerime adam almış. Haftada bir gün çalıştım, bazen hiç çalışamadım” dedi.

PSİKOLOJİSİ İYİ DEĞİL

“Herkes başka bir gözle baktı” diyen Bekir Ç., kızının sağlık durumuyla ilgili olarak, “Sağlık durumunda bir sorunu yok. Ama psikolojik olarak iyi değil. Kendi evininin dışında başka bir yerde kalmaya alışık değil. İster istemez o psikoloji onu bozdu” dedi.

Bekir Ç., “Kaldığı yurtta kızınızın durumu nasıl?” yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı: “Yurt yönetimi ona iyi davranıyor. Çocuğuma kendim de soruyorum, ‘Memnun musun, nasıl davranıyorlar, iyiler mi?’ diye. Hep ‘İyi’ diyor, ‘Kötü’ demedi. Arkadaşlarıyla iyi geçiniyor” dedi.

Kızının “Evime gelmek istiyorum, beni buradan alın” dediğini söyleyen Bekir Ç., kızını yurttan çıkarmak için girişimde bulunduğunu bildirdi.

İÇİNE KAPANIK BİR ÇOCUKTU

Kızının içine kapanık olduğunu belirterek, Bekir Ç. şöyle konuştu: “Okulda raporları var zaten. İçine kapanık. Öğretmen ‘Çocuğun ağzından bir kelime alamıyorum. Konuşmuyor. En iyi ders dinleyen o, ama hiç kafası çalışmayan yine o’ diyordu. Ama evde öyle değildi. Evde konuşuyor, kardeşleriyle beraber oynuyor. Herhangi bir sorunu yoktu evde, ama dışarıda içine kapanıktı.”

KİRAMI ÖDEYEMİYORUM

Bekir Ç., sürecin aile yaşantısında huzursuzluğa yol açıp açmadığının sorulması üzerine, “Şu anda ev kiramı ödeyemiyorum. Şu anda ev sahibim beni götürmüş avukata vermiş. Bugün yarın belki de dışarı atacaklar” diye konuştu.

Hüseyin Üzmez’i 20 yıldır tanıdığını söyleyen Bekir Ç., “Hüseyin Üzmez bize devamlı maddi destek sağladı. Ama şimdi kimisi bunu başka türlü algılıyor, başka yerlere çekmeye uğraşıyor. O olaydan sonra Hüseyin Üzmez’den en ufak bir yardım almadım” dedi.

İHBAR EDİLMİŞ

Haklarında bir soruşturma yürütüldüğünü hissetmediğini anlatan Bekir Ç., “Size operasyonla ilgili ne söylendi?” yönündeki soruya, “İhbar etmiş birisi. Kim yapmış bilmiyorum” yanıtını verdi.

Böyle bir sürecin neden yaşanmış olabileceğine dair bir fikri olmadığına değinen Bekir Ç, şunları söyledi: “Kim ne derse desin, her şeyi yukardaki Allah biliyor. Bir an önce ailemi bir araya toplamaya uğraşıyorum”

İKİ ÇOCUĞUM DA ETKİLENDİ

Bekir Ç,, olayın diğer iki çocuğunu nasıl etkilediğine ilişkin soruya ise “Birisi ilkokul 3. sınıfa gidiyor. Birisi 7. sınıfta. Her şeyi biliyorlar. Tahribat yarattı. İlk dönemlerde okula gitmek istemedi çocuklar. Ama sağolsun öğretmenler onlara yardımcı oldu” dedi.

BÖYLE BİR ŞEY OLSA ANLARDIM

Hüseyin Üzmez’i çok iyi tanıdığını, o tür bir düşünceye sahip olması halinde anlayacağını belirten Bekir Ç., “20 yıldır görüşüyorum. 3-5 ayda bir yolu düştüğünde mutlaka uğrar. En ufak bir hareketinden insan anlar, böyle bir şeyin olup olmayacağını. Böyle bir hareket de yok. Benim çocuklarım Hüseyin Üzmez’e ‘Dede’ diyor hepsi. Bir insan torunu yaşındaki çocukla olabilir mi?” dedi.

Tahliye olduktan sonra Hüseyin Üzmez ile herhangi bir görüşme yapmadığını anlatan Bekir Ç., “Eşinizle herhangi bir sıkıntınız var mı?” yönündeki soruya, şu yanıtı verdi: “Şu anda yok. Ben kendisine sordum, ‘Bunlar doğru mu, söylenenler neyin nesi. Benim bilmediğim bir şey var mı?’ diye. Yemin ediyor, ‘öyle bir şey yok’ diyor. Ben olayın olduğu gün yanlarındaydım.”

BİRAZ UZAK KALIRIM GİBİ GELİYOR

Bekir Ç., dava süreci bittiğinde Hüseyin Üzmez ile eski dostluklarının devam edip etmeyeceği yönündeki soru üzerine, “Biraz uzak kalırım gibi geliyor. Bugün tamam, belki görüşürüz. Ama eskisi gibi olmaz” dedi.

Başbakanlık Teftiş Kurulu Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili inceleme raporunu tamamladı.
Raporda, Dink’e suikast düzenleneceği ile ilgili istihbarat bilgisi olmasına rağmen jandarma ve polisin gerekli tedbirleri almadığına dikkat çekildi. Görev ihmali bulunanlar hakkında, yeni bir inceleme yapılması istendi.

Suikast sonucu öldürülen Hrant Dink’in eşi Rakel Dink’in Başbakan Erdoğan’a gönderdiği mektubun ardından Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun başlattığı inceleme tamamlandı. Kuruldan 3 müfettiş yaklaşık 1,5 yıldır Dink cinayetiyle ilgili soruşturmanın tüm boyutlarını incelemeye aldı.

Müfettişler 27 klasör ve 200 sayfalık bir rapor hazırladı. İncelemede Erhan Tuncer, Yasin Hayal, Ogün Samast ve Tuncer’in ev arkadaşı Tuncay Uzundal’la görüşüldü. Müfettişler sadece İstanbul Emniyetinde iki aya yakın çalıştı ve Dink cinayetiyle ilgili Terörle Mücadele Şubesi’nin yaptığı soruşturmayı da tüm boyutlarıyla incelediler.

Raporda ilginç ve çarpıcı ayrıntılar bulunuyor.

İşte bulgular:

  • Hrant Dink’in öldürüleceği yönünde istihbarat bilgisine rağmen İstanbul polisi tarafından gerekli tedbir alınmadı.
  • Yasin Hayal, McDonald’s saldırısından sonra yurtdışından çok sayıda isimle görüşme yaptı. Eğer bu konuşmaları yaptığı isimler çözülürse olay daha aydınlanacak. Adalet Bakanlığı’nın bu isimlerin tespiti için izin vermesi gerekiyor.
  • McDonald’s'taki bağlantılar çözülseydi Hrant Dink cinayeti gerçekleşmezdi.
  • Mahkemenin Erhan Tuncel üzerinde durmaması ve duruşmalara bir kez daha çağırılması büyük hata.
  • Dink cinayeti planı Trabzon İl Alay Komutanlığı’na bildirildi. Ama ne jandarma ne de polis birbirine bilgi vermedi. Bu koordinasyonsuzluk nedeniyle ceza verilmeli.

Raporun sonunda bu tür suçların engellenmesi için bazı öneriler sıralandı. İşte o öneriler:

  • İnternet kafeler iyi denetlenmeli
  • Siber suçlara dair uluslararası sözleşmeler imzalanmalı
  • Başka kişilerin üzerine kayıtlı açık hat uygulaması kaldırılmalı

Raporda Dink’e koruma tahsil edilmemesi dikkat çekicidir deniyor ve hedef isimler listesinde bulunduğu için zaten Emniyet Genel Müdürlüğü’nün genelgesi doğrultusunda Dink’e mutlaka koruma tahsil edilmeliydi ifadesi kullanılıyor. O nedenle görev ihmali bulunan İstihbarat Daire Başkanlığı yetkilileri hakkında da inceleme yapılması istendi.

Raporda ayrıca İstanbul emniyet müdürü Celalettin Cerrah hakkındaki kınama cezasının halen uygulanmadığı da vurgulanıyor.

CHP’li Kılıçdaroğlu Başbakanlık Müsteşarı hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, ”Türk Telekomünikasyon Anonim Şirketinde Ojer Telekomünikasyon A.Ş’nin Denetim Kurulu Üyesi sıfatıyla görev üstlenen Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala hakkında, Türk Ceza Kanunu’nun 155/2 ve 257/1. maddelerine muhalefet suretiyle güveni ve görevini kötüye kullandığı” savunuldu.

Ala’nın, ”Kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere çıkar sağlamak amacıyla kullanmak suretiyle içeriden öğrenenlerin ticareti yoluyla Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47/A maddesine ve ticari faaliyette bulunmak suretiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa muhalefet ettiği” öne sürüldü.

Açıklamada, Kılıçdaroğlu ve Kart’ın, Efkan Ala hakkında bu gerekçelerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na dün suç duyurusunda bulundukları bildirildi.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.