Bilecik’te herkesin birbirine sattığı 2 küçük kız çocuğunun dramına bir vatandaş ‘dur’ dedi.
Bilecek’teki 2 ayrı olayda, ilköğretim okulu öğrencisi 13 ve 14 yaşlarındaki 2 kızla cinsel ilişkiye girmekle suçlanan toplam 14 kişi, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 2 küçük kızın, önce ilişkiye girdikleri kişilerce cep telefonlarıyla görüntülerinin çekildiği, daha sonra tehditle başka kişilerle de ilişkiye zorlandıkları ortaya çıktı.

Kent merkezindeki bir ilköğretim okulunda okuyan Ö.A. adlı 14 yaşındaki kız, iddiaya göre yaşı büyük bir erkekle cinsel ilişkiye girdi. Bu kişi, küçük kızla girdiği ilişkisini kameralı cep telefonuyla kayda da aldı. Kimliği açıklanmayan kişi, daha sonra Ö.A.ya, “Arkadaşlarımla da ilişkiye girmezsen bu görüntüleri herkese dağıtırım” diyerek küçük kızı tehdit etti. Ö.A.’nın tehditle başka erkeklerle de cinsel ilişkiye girdiği öne sürüldü.

İlköğretim okulu öğrencisini ilişkiye zorlayan kişinin Bilecik’te esnaflık yapan birine de “Bir genç kızla ilişkiye girmek ister misin?” diyerek teklif gördürdüğü, söz konusu esnafın kızı görüp, “Benim 15 yaşında kızım var” diyerek bunu kabul etmedi ve ardından da durumu polise bildirdi. İhbar üzerine polisler tarafından bulunan 14 yaşındaki kız, Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi’ne götürülüp ifadesi alındı. Ö.A.’nın ifadesi doğrultusunda 9 kişi gözaltına alındı. 9 zanlıdan 8′i, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

İKİNCİ OLAYA DA 6 TUTUKLAMA

Bilecik’in Gölpazarı İlçesi’nde de benzer bir olayın yaşandığı belirtildi. İddiaya göre yine ilköğretim okulu öğrencisi olan 13 yaşındaki E.A. adlı kızla ilişkiye giren bir genç, bu ilişkiyi cep telefonuna kaydederek aynı yöntemle küçük kızı, arkadaşlarıyla ilişkiye zorladığı öne sürüldü. Hamile kalan kızın yakınlarının durumu porumu polise bildirmesinin ardından 18 yaşından küçük oldukları bildirilen 6 kişi gözaltına alındı. Zanlıların 6′sı da çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Tehditle ilişkiye zorlanan 14 yaşındaki Ö.A. ve 13 yaşındaki E.A.’nın, geçen cuma günü Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkililerine teslim edilip koruma altına alındığı bildirildi.

Kanlı bankamatik soygunu

Kasım 18, 2008

Otomatik para makinasına para koyan güvenlikçileri soymak isteyen soyguncular güvenlik görevlisini öldürdü.

Polis, zanlıların yakalanması için geniş çaplı operasyon başlattı.

Adana’da ATM’ye yerleştirilecek paraların bulunduğu aracı soymak isteyen 4 kişi, kendilerine direnen bankanın güvenlik görevlilerine ateş açtı. Ağır yaralanan 1 güvenlik görevlisi kaldırıldığı hastanede öldü.

Edinilen bilgilere göre olay şöyle gelişti. Turgut Özal Bulvarı’ndaki Garanti Bankası’na ait ATM’ye banka görevlileri tarafından para yükleme işlemi yapıldı. Bu sırada henüz kimlikleri belirlenemeyen 4 kişi, araçtaki paraları gasbetmek istedi.

Banka görevlilerinin direnmesi üzerine tabancayla ateş açan zanlılar, güvenlik görevlisi Ekrem Biçer’i vurdu. Ağır yaralanan 27 yaşındaki Biçer, kaldırıldığı Adana Numune Hastanesi’nde kurtarılamadı.

Zanlılar gasbettikleri bir otomobille olay yerinden kaçtı.

Zanlıların yakalanması için kent genelinde çalışma başlatıldı. Polis ekipleri, kent merkezindeki tüm kavşaklarda uygulama başlatırken, otoyol ve şehirler arası yol bağlantılarında da önlemler alındı.

Olayı duyan banka çalışanları hastaneye geldi. Çalışanların, Biçer’in ölüm haberinin ardından gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.

YAKLAŞIK 1.5 DAKİKA ÇATIŞMIŞ

İlk belirlemelere göre, çok sayıda mermiyle vurulan Ekrem Biçer’in vücudunda, 16 adet kurşun giriş çıkışı bulunduğu kaydedildi. Soygun sırasında maske kullanmayan soyguncuların, ikisinin şapka taktığı ve ellerinde 3 adet çanta bulunduğu da belirlendi.

Emniyet Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgiye göre, güvenlik kamerasındaki görüntülerde, banka aracı ATM önünde durduktan sonra para yükleyecek görevli ATM’ye giriyor ve güvenlik görevlisi Ekrem Biçer ATM’nin dışında bekliyor. Bu sırada ATM’ye gelen 4 soyguncu, önce Biçer’i yumrukluyor, ardından direnmesi üzerine tabancayla ateş ederek vuruyor.

Ağır yaralanan Biçer’in silahını çekip karşılık vermesi üzerine, yaklaşık 1.5 dakika süren çatışma yaşanıyor. Bunun üzerine ATM’yi soyamayacağını anlayan zanlılar, hedeflerine ulaşamadan yoldan geçen Ç.Ç. (64) ve E.Ç’nin (62) bulunduğu otomobili durdurup, bu kişileri indirdikten sonra otomobille kaçıyor.

‘KAFAMA SİLAH DAYAYIP İNDİRDİLER’

Öte yandan soygun girişimi sonrası 4 zanlının gasbedip kaçtığı otomobilin sahibi, olayın şokunu hala atlatamadıklarını belirtti. Emniyet Müdürlüğüne gelerek ifade veren otomobilin sahibi Çolphan Ç., burada gazetecilere, olay sırasında eşiyle Turgut Özal Bulvarı’ndan evlerine gittiklerini söyledi. Silahlı 2 kişinin aracın önünü kestiğini bildiren Çolphan Ç, şöyle konuştu:

”Çok korktuk. Kapıyı açıp ‘in aşağıya’ diye bağırdı. Kafama silah dayayıp indirdiler. ‘Vurmayın’ diye yalvardık. Sonra çevredekiler yanımıza geldi. Gündüz vakti, Adana’nın en önemli bulvarlarından birinde böyle bir olay yaşamamız bizi daha çok şok etti.”

Çolphan Ç, daha sonra bulunan aracının yanına giderek, yedek anahtarı parmak izi çalışması yapan polislere verdi. Çolphan Ç. ve eşi, Emniyet Müdürlüğünde zanlıların robot resminin çizilmesine yardımcı olduktan sonra evine bırakıldı.

Sakarya L Tipi Cezaevi’nde 5 infaz koruma memuru işkence suçundan tutuklandı.
Sakarya L Tipi Cezaevinde kalan bir tutuklunun Adalet Bakanlığı’na ”işkence gördüğü” ihbarı üzerine başlatılan soruşturma sonucu 5 infaz korumu memuru ”işkence” suçundan tutuklandı. 48 yaşındaki 4 çocuk babası tutukluya, cezaevindeki infaz koruma memurlarının kızgın ütüyle işkence yaptıkları ileri sürüldü.

Edinilen göre, Sakarya L Tipi Cezaevinde kalan bir tutuklu, Adalet Bakanlığı’na ”cezaevinde işkence gördüğü” yolunda ihbarda bulundu. Adalet Bakanlığı, iddiaları cezaevinin bulunduğu Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığı’na intikal ettirdi.

Ferizli Cumhuriyet Başsavcılığınca iddialarla ilgili soruşturma başlatıldı. Soruşturma sonucunda, Ferizli Sulh Ceza Mahkemesince 2′si infaz koruma başmemuru 3′ü de infaz koruma memuru olmak üzere 5 kişi ”işkence” suçundan tutuklandı.

Ergenekon davasının tutuklu sanığı Muzaffer Tekin, ‘Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla alakam yok’ dedi
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “Ergenekon” davasının tutuklu sanığı emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin, Ümraniye’de ele geçirilen el bombalarıyla hiçbir alakası olmadığını söyledi.

Cumhuriyet tarihinde kimseye böylesine yoğun, medya destekli siyasi bir komplo kurulmadığını belirten Tekin, “Siyasi diyorum, çünkü kanıtları çok açık” dedi.
Ele geçirilen bombalar ile aynı evde aylarca yaşayan Ali Yiğit’in İstanbul Terörle Mücadele Şubesi’nde, aleyhine ifade vermesi için zorlandığını iddia eden Tekin, şunları söyledi:

“Kendisini ilk kez Bayrampaşa Cezaevi’nde gördüğü Ali Yiğit, ifadesini bizzat polisin hazırladığını, kendisinin bunu okumadan imzaladığını, bu esnada CMUK avukatının da orada hazır bulunmadığını ifade etti.”

Avukat kimliği ile tanıdığı Alparslan Aslan ile toplam 3 veya 4 kez kısa süreli görüşmeleri olduğunu açıklayan Tekin, Danıştay saldırısından 1,5 yıl geriye dönük hiç görüşmediğini vurguladı.

İlk kez ismini Danıştay saldırısından sonra duyduğu, hakkında bir cümle bilmediği bir örgüt ile adının anıldığını kaydeden Tekin, şöyle konuştu:

“Ülkesini seven her Türk vatandaşı, büyük oyunu görüyor. Bu çimentoya kim sahip çıkıyor? Ordu, yargı ve ulusalcılar. O zaman bu güçleri, hedef tahtasına oturt, yıprat, zayıflat ve teslim al, sonradan emellerini tahakkuk ettir. Ama asla bunu başaramayacaklar.”

“DENİZ FENERİ SANIĞI OLMADIĞIM İÇİN MUTLUYUM”

Tekin, kendisini “seçilmiş” olarak niteledikten sonra “araç” olarak kullanıldığını da kaydetti. Kendi üzerinden ulus devleti savunan tüm güçlerin sindirilmeye ve yıldırılmaya çalışıldığını belirten Tekin, “Deniz Feneri Davası’nın sanığı olmadım. Ergenekon soruşturmasının bir ferdi olduğum için gurur duyuyorum. Dışarıda beyni kelepçeli olmaktansa, burada beynin hür olması huzur veriyor. Önümüze getirilen bu dava dosyası, bilinmeyen bir denklem gibi gözükse de çözümü çok kolay. Bu dava sizin adalet kılıcınızın bir darbesini bekliyor” diye konuştu.

“Asrın Davası” denilen iddianamenin “trajikomik” olduğunu iddia eden Tekin, bu iddianamede “kin, öfke, para, iftira, porno, biraz darbe, biraz da cinayet söylentilerinin” olduğunu öne sürdü.

Veli Küçük ile 5 veya 6 kez açık hava toplantılarında bir araya geldiğini anlatan Tekin, “Beş dakika karşılıklı konuşmam olmamıştır. Yaklaşık 2 senedir sanki bir tecavüz sahnesi gibi, döndüre döndüre gösterilen o kare, sadece bir saygı nişanesidir.”

İstanbul’da porno CD’leri piyasaya sürdükleri iddiasıyla gözaltına alınan 45 kişi adliyeye sevk edildi.
Güvenlik Şube Müdürlüğü Fikri Mülkiyet Hakları Büro Amirliği ekipleri, korsan ve porno içerikli CD satışlarına yönelik Nisan ayında düzenlenen ”Yarasa” operasyonu kapsamında gözaltına alınan Davut D’nin, tekrar porno içerikli CD satışı yaptığını belirledi. Bunun üzerine, Davut D’ye ait olduğu belirtilen Aksaray’daki elektronik malzemeler satan iş yeri ile yanındaki 2 depoya operasyon düzenlendi.

Operasyonda, Davut D’nin de aralarında bulunduğu 45 kişi gözaltına alınarak Güvenlik Şube Müdürlüğü’ne getirildi. Gözaltına alınan bu kişilerin, CD’lerin satışıyla ilgilerinin olmadığını söyledikleri belirtildi.

Polis yetkilileri, 6′sı polis 8 kamu görevlisinin de aralarında bulunduğu 32 kişinin gözaltına alındığı ”Yarasa” operasyonunda yakalanan Davut D’nin, tutuklu kaldığı cezaevinden Ağustos’ta çıktığını ve Aksaray’daki söz konusu yerlerde aynı işi sürdürdüğünü kaydetti.

Operasyonda yaklaşık 1000 adet porno içerikli CD ele geçirildiğini belirten yetkililer, CD’lerin içinde işkence ve tecavüz gibi sahnelerin de yer aldığı görüntüler bulunduğunu ifade etti. Davut D. ve diğer kişiler, emniyetteki işlemlerinin ardından Fatih Adliyesi’ne sevk edildi.

Çayırlı Jandarma Bölük Komutanlığı’na ağır silahlarla açılan taciz ateşinde 3 güvenlik görevlisi yaralandı.
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan bölücü terör örgütüyle mücadeleye ilişkin duyuruya göre, Türkiye-Irak sınır hattında görevli sınır komutanlığına yönelik dün saat 10.20′de gerçekleşen taciz ateşine, güvenlik güçleri tarafından anında ve misliyle karşılık verildi.

Terör örgütünden kaçan 5 terörist de Şırnak’ın Silopi ilçesinde dün saat 17.00 sıralarında güvenlik güçlerine teslim oldu.

Hakkari’nin Çukurca ilçesi dağlık arazi kesiminde, terör örgütü mensupları tarafından 1 kilogram TNT kullanılarak hazırlanmış ve basma düzenekli olarak tuzaklanmış 2 adet patlayıcı madde de dün saat 10.00 sıralarında bulunarak imha edildi.

Önceki gün terör örgütü mensupları tarafından yerleştirilmiş mayına basma sonucu Şırnak ve Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin dağlık arazi kesimlerinde birer küçük baş hayvan telef oldu.

Polisin ‘dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle vurduğu 14 yaşındaki gencin hırsızlıkla ilgisi yokmuş.

Adana’da, hırsızlık yaptığı iddiasıyla polis tarafından açılan ateşle sırtından ağır yaralanan 14 yaşındaki Ahmed Yıldırım’ın zanlı olmadığı, sabıkası da bulunmadığı açıklandı.

Adana Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Ahmed Yıldırım’ın suçlu olmadığı, sadece motosikleti çalan kişi ile gezdiği kaydedildi. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Geçtiğimiz günlerde polisin kaza kurşunu ile yaralanan ve hastaneye kaldırılan, tedavisi esnasında Vali ve Emniyet Müdürü tarafından ziyaret edilen A.Y.’nin hırsız zanlısı olmadığı gibi, herhangi bir sabıkası da yoktur. Adı geçenin sadece motosikleti çalan kişi ile gezinti yapmakta olduğu anlaşılmıştır.”

9 Kasım’da saat 15.00 sıralarında Onur Mahallesi’nde meydana gelen olayda, 2 gün önce bir karakolda görevli adı açıklanmayan polis memuru, çalınan motosikletini 61 sokakta hareket halinde görmüş, üzerindeki 3 genç durdurulmak istenmişti. Gençlerin kaçması üzerine motosikleti çalınan polis memurunun arkadaşı tabancasını çekip ateş etmiş, arkada oturan Ahmed Yıldırım sırtından yaralanmıştı. Diğer 2 kişi ise kaçmıştı. Vali İlhan Atış da hastaneye giderek yaralıyı ziyaret etmişti.

Polisin ‘dur’ ihtarına uymadığı gerekçesiyle vurduğu 14 yaşındaki gencin hırsızlıkla ilgisi yokmuş.

Adana’da, hırsızlık yaptığı iddiasıyla polis tarafından açılan ateşle sırtından ağır yaralanan 14 yaşındaki Ahmed Yıldırım’ın zanlı olmadığı, sabıkası da bulunmadığı açıklandı.

Adana Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Ahmed Yıldırım’ın suçlu olmadığı, sadece motosikleti çalan kişi ile gezdiği kaydedildi. Açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Geçtiğimiz günlerde polisin kaza kurşunu ile yaralanan ve hastaneye kaldırılan, tedavisi esnasında Vali ve Emniyet Müdürü tarafından ziyaret edilen A.Y.’nin hırsız zanlısı olmadığı gibi, herhangi bir sabıkası da yoktur. Adı geçenin sadece motosikleti çalan kişi ile gezinti yapmakta olduğu anlaşılmıştır.”

9 Kasım’da saat 15.00 sıralarında Onur Mahallesi’nde meydana gelen olayda, 2 gün önce bir karakolda görevli adı açıklanmayan polis memuru, çalınan motosikletini 61 sokakta hareket halinde görmüş, üzerindeki 3 genç durdurulmak istenmişti. Gençlerin kaçması üzerine motosikleti çalınan polis memurunun arkadaşı tabancasını çekip ateş etmiş, arkada oturan Ahmed Yıldırım sırtından yaralanmıştı. Diğer 2 kişi ise kaçmıştı. Vali İlhan Atış da hastaneye giderek yaralıyı ziyaret etmişti.

Koruma altındaki kadın, eşi tarafından sokak ortasında vuruldu. Kadın örgütleri isyanda.

Şiddet gördüğü gerekçesiyle boşanma davası açan Fatma Babatlı, önceki gün Diyarbakır’da sokak ortasında eşinin silahından çıkan kurşunların kurbanı oldu. Aile Mahkemesi’nden koruma kararı da olan Babatlı pekçok benzeri gibi ‘korunamadığı’ için davası sonuçlanmadan can verdi.

Yedi çocuk annesi 35 yaşındaki Fatma Babatlı, evliliğinin başından beri eşi Süleyman Babat’tan şiddet görüyordu. Temmuz ayında Büyükşehir Belediyesi’ne giderek evden ayrıldığını anlattı ve maddi destek istedi. Belediye, Babatlı’yı Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne yönlendirdi. Avukat bulundu ve davası açıldı.

Uzaklaştırma kararı yüzünden eve giremeyen eşi sürekli rahatsız ediyor, camları kırıp bağırıyordu. Fatma birçok kez polisi aradı ve eşi yalnızca bir gün gözaltında kaldı. İddiaya göre, orada ‘Benim eşime kim bu akılları veriyor?’ diye soran Süleyman Babatlı’yı polis, “Karşıda Kadın Merkezi var, oradan getiriyorlar kadınları” diye bilgilendirdi.

Bir süre sonra boşanmayı önlemek için aile büyükleri araya girdi. Fatma, bir kez daha denemeye karar verdi. Birlikte yaşamaya başladılar ancak ikinci bahar iki hafta bile sürmedi. Fatma yine şiddet görüyordu. Yeniden Kadın Merkezi ile iletişim kuran kadın, boşanmaya kesin kararlı olduğunu söyledi. Bu kez ailesinin yanına taşındı. Ancak temmuz ayından beri koruma kararı olmasına rağmen, tehditlere rağmen onu koruyan hiçbir kuvvet yoktu.

15 Ekim’de yeniden boşanma davası açıldı. Bu haber eşini öfkelendirdi. 10 ve 27 Ekim’de eşin tehdidiyle ilgili yeniden savcılığa suç duyurusunda bulunuldu ancak gelişme olmadı. Fatma Babatlı, önceki gün eşinin telefonuna yanıt verdiğinde duyduklarına inanamadı. Eşi “Tamam boşanalım. Size ve çocuklara bir ev alacağım. Birlikte gidip eve bakalım” dedi. Fatma ona inanıp ailesinin evinden çıktı. Bir süre birlikte yürüdüler ancak birkaç sokak ileride silahını çıkaran Balatlı, önce eşini öldürdü, sonra aynı silahla intihar etti.

‘KATİLLERİ KİM?’

Diyarbakır’da kadın örgütleri dün birlikte cinayeti kınarken, “Fatma’nın katilleri kimler? Kadına yönelik şiddeti meşru gören, gösteren anlayış mı? Fatma’yı karakoldan evine gönderen polis mi? Koruma kararı verip uygulamayan savcı mı? Şiddet uygulayan eşini salıverenler mi? Aileyi korumak için yasa çıkarıp boşluklarını tamamlamayan Meclis mi? Gediği kapatmak için genelge yayınlayıp takibini yapmayan hükümet mi?” diye sordu.

Ankara Saray Rehabilitasyon Merkezi’nde engelli bir kızın tecavüze uğradığı iddia edildi.
İngiltere Prensi Andrew’un eski eşi Düşes Sarah Ferguson, kılık değiştirerek Türkiye’deki yetimhanelerde gizlice çektiği görüntülerle başlayan tartışmalara yeni iddialar eklendi. Ankara’daki Saray Rehabilitasyon Merkezi’nden üç ay önce emekliye ayrılan Aysel Aybaba, merkezde yaşananları anlattı.

Merkezde sadece şiddete değil bir tecavüz olayına da tanık olduğunu söyleyen Aybaba, şunları söyledi: “Zihinsel engelli çocuklara altını kirletmemeleri için yemek verilmiyordu, aç bırakılıyorlardı. O çocuklar yalan söylemez, şu beni dövdü, bu dövdü diye anlatıyorlardı. Kurumda hizmetlilerden birisi, 18 yaşından büyük, sağır ve dilsiz bir kıza tecavüz etti ve hamile bıraktı. Kız ve doğurduğu bebeği ayrı ayrı yerlere gönderildi. O personel ise çalışmaya devam etti.”

“DENETİMLER ÖNCEDEN HABER VERİLİYOR”

Bir memur olarak çalıştığı dönemde yaşanan olaylara göz yummak zorunda kaldığını söyleyen Aybaba, denetimlerin göstermelik olduğunu belirtti. Aybaba şöyle konuştu: “Denetim zaten önceden haber veriliyordu, günler öncesinden hazırlanıyorlardı, temizlik v.s. Sonra da denetime gelenler en düzgün bölümleri geziyorlar. Sayın Çubukçu gelsin, kılık değiştirsin, oralarda neler yaşandığını görsün. Anne babalar, ne olursa olsun çocuklarınızı oralara bırakmayın. Aç bile olsanız, çok zor durumda bile olsanız.”

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.